Uygulamada vergi daireleri 213 sayılı VUK’ nun 160. maddesine göre işi bırakma bildiriminde bulunmayan bir mükellefin işi bıraktığı konusunda tespitler yapması halinde, mükellef matrahlı ya da matrahsız KDV beyannamesi vermesine rağmen mükellefiyet kayıtlarını resen silebilmektedir. Ayrıca mükellefin kayıtlı iş adresinde yapılan yoklama işlemleri sonucunda adresinde bulunmadığı, ya da başka adrese taşınmadığı tespit edilmesi durumunda vergi daireleri resen mükelleflerin mükellefiyet kayıtlarını silebilmektedirler. Ancak yoklamada mükellefin başka bilinen bir adrese taşınmasının tespiti halinde, tespit edilen bu adreste de yapılan tespitte mükellefin adreste bulunmadığının tespiti de resen terkini yapılır. Vergi daireleri bu resen terk işlemlerini süratli bir şekilde yerine getirmek zorundadır. Mükellefin adreste bulunması halinde faaliyette bulunmaması resen terkini gerektirmez. Mükelleflerle ilgili vergi dairelerinin resen mükellefiyet kaydını silmeleri konusunda 213 sayılı VUK’ nunda 5228 sayılı yasanın 6. md hükmü ile önemli düzenlemeler yapılmıştır. Buna göre vergi daireleri adresinde bulunamayan mükelleflerle ilgili olarak resen vergi kayıtlarını silebilmektedir. Aynı mükellefin bir başka vergi dairesinin sınırları içine taşınması ve bunun tespiti halinde, mükellefin adresinin tespit edildiği vergi dairesi tespiti halinde mükellefiyet kaydı yeni adreste, yeni vergi dairesinde devam ettirilecektir. Resen terkin esas ana sebebi sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleyen mükellefler konusundan vergi dairelerinin yaptırım gücünü kullanarak önlem getirmektir.
213 sayılı VUK’ nun 160. maddesine 5228 sayılı yasa ile eklenen hüküm gereğince;
1- Sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet kaydı açtıran mükelleflerle ilgili vergi daireleri resen bu mükellefiyeti sonlandırabilmeleri için mutlak surette bir vergi inceleme raporu ile bu mükellefiyet kaydını ancak terkin edebileceklerdir.2- Yine adresinde bulunmayan veya bir başka adrese nakil olduğu halde bu durumu vergi dairesine bildirmeyen mükelleflerle ilgili resen terk işlemi yapılabilir. Ancak başka adrese gittiğinin tespit edilmesi halinde o adreste olmadığının tespiti yapılmadan resen terkin işlemi yapılamaz.3- Anonim veya limited şirketlerde şirket tüzel kişiliğinin adresinde bulunmaması durumunda veya şirket ortak veya müdürlerine vergi dairesinde kayıtlı adreslerinden ulaşılmaması halinde bu şirketler vergi daireleri tarafından mükellefiyet kayıtları resen silinebilir.4- Adresinde bulunmayan şirketlerle ilgili olarak sahte fatura düzenlediği konusunda SOMUT tespitlerin olması durumunda bu şirketlerin mükellefiyet kayıtları ancak vergi incelemesi sonucunda inceleme elemanları tarafından düzenlenecek raporlarla mükellefiyet kayıtları ancak sonlandırılabilir. Ne yazık ki vergi incelemeleri, vergi tekniği ve vergi suçu raporlarının büyük bir çoğunluğu SOMUT delil olmaksızın hazırlanmaktadır. Böyle bir rapor sonucunda yapılacak terkin işlemine açılacak dava sonucunda mükellefin lehine sonuçlanma ihtimali oldukça yüksektir.5- Ortada vergi incelemesi yokken hiçbir şekilde hiçbir şirketin vergi kaydı sonlandırılamaz.
Uygulamada vergi daireleri adresinde bulunmayan ya da o anda yoklama memurları tarafından yoklama sırasında bulunmayan mükelleflerin bu yoklama işlemlerinin en az 2 kez farklı tarihlerde takip edilmesi gerekmektedir. Buna rağmen, adresinde bulunmayan mükelleflerle ilgili sahte belge düzenlediği konusunda vergi inceleme raporu bulunmayan mükelleflerin mükellefiyetleri resen silinemeyecektir. Gayri faal ve adresinde bulunamayan şirketler ise geçici olarak mükellefiyet kayıtları kapatılabilir. Bu mükelleflerin herhangi bir şekilde ortaya çıkması halinde düzenlenecek yoklama fişleri ile tekrar mükellefiyet kayıtları açılacaktır. Uzun zamandan beri çalışmayan içi boş gayri faal şirketler bir şekilde fesh ve tasfiye hükümlerine göre tasfiye edilmeleri halinde mükellefiyet kayıtları yeniden açılacaktır. Vergi daireleri uygulamada adresinde bulunmayan şirketler için vergi incelemesine sevk işlemi yapmak suretiyle aynı anda da mükellefiyet kayıtlarını kapatmaktadırlar. Bu aşamada mükellefin bağlı olduğu meslek kuruluşuna hiçbir şekilde bilgi verilmemekte ve ilgili meslek odaları ile yazışma yapılmamaktadır. 213 sayılı VUK’ nun 160. maddesinin 3. fıkrası değiştirilmiş olup, maddenin sonuna eklenen yeni fıkra ile adresinde bulunmayan şirketler hakkında sahte fatura düzenlediği konusunda somut bir tespit bulunması halinde durum bir vergi inceleme elemanı raporu ile bu mükelleflerin vergi kayıtları terkin olunmaktadır. Uygulamada bu madde hükmü vergi daireleri tarafından yanlış tatbik edilerek pek çok iyi niyetli mükellef hakkında yanlış kanaatler nedeniyle bu mükelleflerin vergi kayıtları sonlandırılarak çeşitli mağduriyetlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Ortada herhangi bir vergi inceleme raporu bulunmazken mükelleflerin sahte fatura düzenledikleri iddiasıyla mükellefiyet kayıtların tek taraflı silinmesi hukuka uyarlı bir uygulama olamaz. Çünkü SOMUT TESPİT den vergi dairelerinin ve inceleme birimlerinin anladığı şey, yine aynı kurum tarafından yapılan işlemlerdir. Halbuki SOMUT TESPİT için vergi kanunlarının, ticaret kanununu uygulamaları farklıdır. Resen terkilerde en büyük sıkıntı SOMUT TESPİT de yaşanmaktadır. 213 sayılı VUK’ nun 160/3 md hükmüne göre esasen vergi mükellefiyet kayıtlarının silinebilmesi için kesinleşmiş bir mahkeme kararının da aranması gerektiği bilinmektedir. Aksi takdirde idarenin vergi mükellefiyetini kapatma konusunda genişletilmiş somut bir yetkisi yoktur. Böyle bir yetkinin idarelere verilmesi durumunda keyfi bir uygulama olup, idare bu yetkiyi gelişi güzel kullanabilir. Mükellefiyet hakkı anayasal bir haktır. Böyle bir anayasal temel hakkın kullanımı idarenin inisiyatifine bırakılmamalıdır. Diğer taraftan, mükelleflerin sahte belge düzenleme fiillerinin vergi inceleme raporları ile tespiti halinde bu şirketlerin resen kapatılmaması gerekir. Zira, vergi inceleme raporu mükellefiyet sonlandırılması için tek başına yeterli bir mesnet olamaz. Vergi kayıtlarının silinebilmesi için ortada kesinleşmiş bir yargı kararı bulunması gerektiği kanısındayız. Çünkü, mükellef olma hakkı, vergi ödeme hakkı veya görevi bir anayasal hak ve görev olarak ortaya çıkmaktadır. Anayasal bir hakkın vergi inceleme raporu ile geri alınması hukuken mümkün olamayacağı kanısındayız. Mükellefiyeti usulsüz olarak resen tespitle terk edilen mükellefin, işlemden dolayı uğradığı zararlarla ilgili kurum aleyhine dava açarak zararlarının telafisini isteme hakkı bulunmaktadır. Uzun zamandır çalışmayan gayri faal sermaye şirketler çeşitli nedenlerle tasfiyeye tabi tutulabilmektedir. Çünkü yürürlükteki yasalar sermaye şirketlerinin ticaret sicilden silinmelerini, tasfiye ve iflas kararlarına bağlamaktadır. Vergi dairesi resen terk işlemi yaptığı bir şirketin daha sonra bu şirketin tasfiye kararı alması halinde bu şirkete geriye doğru 5 yıllık e-beyan özel usulsüzlük cezaları kesildiği görülmektedir. Bu gibi durumlarda vergi dairesi VEDOP kayıtlarındaki resen silinen şirket yeniden canlandırılarak geriye doğru vergi kaydı yeniden açılabilmektedir. Böyle bir durum doğal olarak uzun süredir uykuya yatmış şirketleri yeniden canlandırma olarak değerlendirilip, geçmiş 5 yılın e-beyan cezaları nedeniyle 150.000,00 TL’ye varan özel usulsüzlük cezaları gayri faal şirketlere tebliğ edilmektedir. Böyle bir cezalandırma nedeniyle gayri faal şirketler hiçbir iş yapmadığı halde herhangi bir mal veya hizmet alımı bulunmadığı halde fahiş idari para cezaları ile cezalandırıldıkları görülmektedir. Sonuçta, 5 yıllık KDV, 5 yıllık geçici vergi, 5 yıllık kurum beyannameleri ve muhtasar beyannameler ile ilgili 150.000,00 TL’ye yakın özel usulsüzlük cezaları şirket ortaklarını veya müdürlerini zor duruma sokmaktadır. Böyle durumlarda ÖZEL USULSÜZLÜK CEZALARININ iptali için dava açılması önerilmektedir. Sorunsuz bir ticari yaşam dileğimle,

MD İLKE GRUPDANIŞMANLAR KURULU

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu an çevrimdışısınız